| Yazar | : | Kaya Tokmakçıoğlu |
| İsbn | : | 9786052222430 |
| Yayın Tarihi | : | Aralık, 2020 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 326 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Bahsi Geçen | : | A. Aydın Çeçen |
Doğduğum, çocukluk yıllarımı geçirdiğim, ortaokula, liseye, üniversiteye gittiğim ve şehirden kısa süreli ayrılışlarımı bir yana koyacak olursam yaşamım boyunca en fazla altı ay hasretini çektiğim bir kentin toplumsal mücadeleler tarihinin muhasebesini yapmaya çalışıyor Köle, Kul, Amele. Kitapta adı geçen kentsel mekânların pek çoğunun günümüzde artık olmamasına ya da kentin geçmişinde yaşanan pek çok olayı bizzat deneyimlememiş olmama karşın, bunları içimde ayrıntılarıyla yaşatmış olduğumu keşfetmek yazım sürecinde beni çoğu zaman hayrete düşürdü. Bu hayretin kaynağında kolektif bir belleğin yattığını bilmekle birlikte, İstanbul’a yapılan haksızlıklara karşın geleceğe umut dolu bakabilmemi sağlayan da, söz konusu belleği her daim diri tutan siyasal akıl oldu. Bu yüzden küresel salgından önce yaklaşık bir yıla yayılan bir sürede kaleme aldığım kitapta, İstanbul’da tek başıma yaptığım düzenli yürüyüşlere ek olarak iyiyi, güzeli, doğruyu arayan dostlarla birlikte yaptığımız keşiflerin de payı büyük.
Günümüz İstanbul’uyla yaklaşık 2600 yıl önce kurulan Bizan-tion arasındaki zamansal ve mekânsal uçurumun iki yakasını bir araya getirme ihtiyacı Köle, Kul, Anin hareket noktasını oluşturuyor. Bu kavuşmak bilmez mesafenin toplumsal mücadeleler tarihine Marksizm’in sunduğu pencereden bakılırsa kapanabileceğini düşünüyorum. Dolayısıyla toplumsal mücadeleler tarihinin süreklilik ve kopuş içinde ele alınmasının, günümüzde insanı bıktıracak denli kaotik bir yapıya bürünmüş İstanbul’un aynı zamanda gelecek güzel günlerimizin kenti olarak düşünülmesini kolaylaştırdığı kanısındayım.